

Modern insanların kesintisiz bir şekilde gece uyuması, tarihsel olarak alışılmış bir durum değildir.
Tarih kaynakları, insanların yüzyıllar boyunca geceleri iki ayrı uyku dilimine bölündüğünü göstermektedir. Bu uyku düzenine “ilk uyku” ve “ikinci uyku” adı verilmiştir. Bu düzen, akşam karanlığında yatmayı, gece yarısı uyanmayı ve ardından sabaha kadar tekrar uyumayı kapsıyordu.
Keele Üniversitesi'nden bilişsel psikoloji uzmanı Darren Rhodes, Conversation'a yazdığı bir makalede, uyku düzenindeki değişimlerin sebeplerini ele aldı.
Avrupa, Afrika ve Asya'daki tarihi kaynaklar, geçmişte ailelerin gün batımından kısa bir süre sonra uykuya daldığını, gece yarısı bir süre uyanık kaldığını ve ardından tekrar uyuduğunu anlatıyor. Bu uyanıklık süresi genellikle bir saat ya da daha uzun olabiliyordu.
Gece yarısı verilen bu ara, boş zaman olarak algılanmıyordu. İnsanlar ateşle ilgilenmek, hayvanları kontrol etmek gibi işler yapabilir; bazıları dua eder ya da rüyalarını üzerinde düşünür; kimileri de sessiz bir ortamda kitap okuyor ya da yazı yazıyordu. Ayrıca, çiftlerin bu zamanı daha yakınlık kurmak için kullandıkları da tarihi kayıtlarda yer almaktadır.
TOPLUMSAL DÖNÜŞÜMLERİN ETKİSİ
Uzmanların görüşüne göre, bu iki aşamalı uyku düzeninin kaybolmasında son iki yüzyılda gerçekleşen toplumsal dönüşümler etkili olmuştur.
18. ve 19. yüzyıllarda, önce yağ lambalarının ardından gaz lambalarının ve en son elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmasıyla yapay ışık, gecenin daha uzun süre “kullanılabilir” olmasına olanak tanıdı. İnsanlar gün batımından hemen sonra uyumak yerine, lambaların ışığı sayesinde daha geç saatlere kadar uyanık kalmayı tercih etmeye başladı.
Parlak ışık, biyolojik saatimizi (sirkadiyen ritim) de etkiliyor. Özellikle akşam saatlerinde kullanılan sıradan oda ışığı, melatonin salgısını baskılayarak uykuya dalma süresini uzatıyor.
Sanayi Devrimi döneminde fabrikalarda çalışma saatlerinin belirli bir düzene oturtulması, tek parça bir dinlenme alışkanlığını teşvik etti. 20. yüzyılın başlangıcında, kesintisiz sekiz saatlik uyku anlayışı, iki aşamalı uyku geleneğinin yerini aldı.
Elektrik olmayan ortamlarda yapılan araştırmalar, iki aşamalı uykunun tamamıyla yok olmadığını kanıtlıyor. 2017 yılında Madagaskar’daki tarım topluluklarında gerçekleştirilen bir çalışma, insanların çoğunlukla gece yarısı civarında uyanarak iki bölüm halinde uyuduklarını ortaya koydu.
Sonuç olarak, gece yarısı uyanmanın her zaman bir sorun anlamına gelmediği anlaşılmaktadır. Tarihsel bağlamda değerlendirildiğinde, bu durum insanlığın uzun zaman boyunca benimsediği doğal bir uyku düzeninin parçası olabilir.


