

ABD ile İran arasındaki müzakerelerde uranyum zenginleştirme konusundaki görüş ayrılıkları sürerken, bugün İsrail'in İran'a yönelik saldırısının petrol fiyatlarında yaklaşık yüzde 10'luk bir artışa yol açabileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 26 Şubat'ta başlatılan nükleer müzakerelerde Tahran'ın “iyi niyetli ve açık” bir tutum sergilemediğini dile getirerek, görüşmelerin gidişatından memnun olmadığını kaydetti.
Trump ayrıca İran'ın nükleer silah edinmesini istemediklerini vurgularken, diplomatik çözüm arayışının sürdüğünü ancak tarafların beklentiler konusunda uzlaşmakta zorlandığını ifade etti.
Bu gelişmelerin ardından bugün İsrail'in İran'a karşı “önleyici saldırı” başlattığı bildirildi.
Saat 08.14 itibarıyla İsrail genelinde sirenler çalmaya başlarken cep telefonlarına uyarı alarmı gönderildi. İsrail medyasından gelen bazı haberlere göre, İran’a yönelik saldırının ABD ve İsrail tarafından ortak şekilde gerçekleştirildiği öne sürüldü. Trump, “İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık” ifadeleriyle iddiaları doğruladı.
Müzakerelerdeki temel anlaşmazlık, İran'ın nükleer programının atom bombası üretimini engelleyecek şekilde sınırlamalar çerçevesinde sürdürmesi karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını talep etmesi, ABD'nin ise Tahran'dan uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını istemesidir.
ABD'den Orta Doğu'ya Askerî Yığınak
İran ile diplomatik temaslar sürerken, ABD’nin Orta Doğu'daki askeri varlığını hızla artırması dikkat çekiyor.
Trump, 19 Şubat'ta yaptığı bir açıklamada İran ile yürütülen sürecin 10-15 gün içinde netleşebileceğini belirtirken, “İran ile anlamlı bir anlaşma yapmalıyız, aksi takdirde çok kötü şeyler olur.” demişti.
Kongre'deki Birliğin Durumu konuşmasında ise İran’ın uzun menzilli füze geliştirme çalışmalarına değinen Trump, diplomatik çözümü tercih ettiğini ancak Tahran'ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceklerini vurgulamıştı.
Trump, Cenevre'deki görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, olası askeri müdahalenin rejim değişikliğine yol açıp açmayacağı konusunun belirsizlikte kaldığını kaydederek, “Bunu ordu olmadan yapabilsek güzel olurdu ama bazen yapmak zorundasınız.” şeklinde cevap verdi.
Açık kaynak istihbarat raporlarına göre bölgede 330’dan fazla ABD askeri uçağı konuşlandırıldı ve bu sayının iki gün içinde yaklaşık yüzde 10 arttığı bildirildi. Uzmanlar, askeri konuşlandırmaların Beyaz Saray'dan gelebilecek olası bir operasyon emrine karşı hızlı destek kapasitesi sağlamayı hedeflediğini ve aynı zamanda diplomatik baskı unsurunu güçlendirdiğini ifade ediyor.
Piyasalarda Jeopolitik Risk Algısı Yükseliyor
Bölgedeki askeri hareketlilik, küresel piyasalarda jeopolitik risk algısını artırırken enerji piyasalarında arz güvenliğine yönelik endişeler fiyatları yukarı yönlü destekliyor.
Petrol fiyatları, şubatın son işlem gününü yaklaşık yüzde 3 artışla 73,12 dolardan kapatarak Haziran 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Batı Teksas türü ham petrolün (WTI) varili ise yüzde 2,7 yükselişle yaklaşık 67,22 dolardan işlem gördü.
Bölgede gerilimin tırmanması halinde enerji piyasalarında oynaklığın artabileceği öngörülürken, uzmanlar ABD yönetiminin düşük petrol fiyatlarını destekleyen politika yaklaşımı nedeniyle İran'a yönelik olası bir askeri müdahalenin küresel piyasalarda kalıcı ve yüksek fiyat baskısı oluşturma riskini göze alamayacağını belirtiyor.
Fiyatlarda Yüzde 10'luk Artış Bekleniyor
Uluslararası veri şirketi Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan petrol fiyat artışlarının kalıcı olmasını beklemediğini dile getirerek, “ABD yönetiminin, istihdam ve tüketici harcamaları üzerindeki olası baskılar nedeniyle petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seviyelerde seyrettiği bir piyasa ortamını göze alacağını düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı.
Rizvi, piyasalardaki şok etkisinin saldırının şiddeti ve kapsamına bağlı olacağını belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Petrol fiyatlarındaki artış, enerji altyapısının hedef alınıp alınmamasına bağlı olacaktır. Olası bir saldırıda ABD'nin enerji altyapısını hedef almaktan kaçınacağını düşünüyorum. Ancak bu durumda bile petrol fiyatlarında yaklaşık yüzde 10’luk bir artış görülebilir. Eğer saldırı çok sınırlı kalırsa, pazartesi günü petrol fiyatlarında bir düşüş de yaşanabilir. Küresel hisse senetlerindeki satış baskısı da saldırının niteliği ve şiddetine bağlı olacaktır. Piyasaların önemli bir kısmı zaten olası bir saldırıyı fiyatlıyor. Bu nedenle sert bir dalgalanma için beklenenden daha büyük bir tırmanış gerekir. Bununla birlikte, önümüzdeki günlerde belirsizlik nedeniyle küresel piyasalarda satış baskısı görülebilir.”
Rizvi, Hürmüz Boğazı'nın kapanması halinde fiyatların sert yükselebileceğine dikkat çekerek, “Hürmüz Boğazı'nın kapanması durumunda petrol fiyatları varil başına 150 dolara kadar çıkabilir, küresel büyüme yaklaşık yüzde 1,5 baskı altında kalabilir, altın fiyatları 6 bin 500 doların üzerine yükselebilir ve ABD enflasyonu yeniden yüzde 4,5 seviyesine yaklaşabilir.” sözlerini kaydetti.
Orta Doğu'da uzun süreli bir çatışmanın en çok gelişmekte olan piyasaları etkileyeceğini vurgulayan Rizvi, “Gelişmekte olan ülkelerde enerji bağımlılığı bazı durumlarda yüzde 80-95 seviyelerine ulaşıyor. Bu tablo, gıda enflasyonu ve yaşam maliyeti krizini daha da derinleştirebilir. Çatışmanın diğer bölgesel aktörleri kapsayacak şekilde genişlemesi, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail’in sürece dahil olması halinde, piyasalar bölgesel savaş riskini fiyatlamaya başlayabilir.” değerlendirmesinde bulundu.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN